18 Nisan 2020 Cumartesi

Örnek Çiftçiyi Kaybettik


Ahmetler Köyü son yıllarda büyük yeniliklere tanık oldu. Köye yol, okul yapılması; su, elektrik gelmesi… Bir de köyde sulu tarımın gelişmesi. Köyde erkenci üzüm ekilmesini ilk Ramazan Vural (Belediye Çavuşu, Nüfusçu Ramazan lakaplarıyla da anılır) başlatmıştı. Emekli olunca İlçe Ziraat Dairesi ile yardımlaşarak köyde örnek çiftçi olarak ırmak kenarında erkenci üzüm uygulamasını başlattı. Erkenci üzümler sulanınca verimin birkaç kat artması köyümüzde örnek oldu. Köyde erkenci üzüm ekenler ve sulu tarıma geçenler onun bu uygulamasından sonra çoğaldı. Köyümüzün ekonomik durumuna büyük katkıları oldu. Denebilir ki, erkenci üzüm ekimi ve sulu tarıma geçiş konusunda o köyümüzde iz bırakmıştır. Onun bu çalışmalarını, iyiliklerini biliyor ve onu hayırla anıyoruz.
Sulu tarım çoğalınca suya olan ihtiyacı artan köylüler ırmak üzerinde yapılmak istenen HES projesine karşı çıkıp direniş başlattılar. HES direnişini anlatan romanımı yazarken örnek çiftçimizin bu uygulaması bana da esin kaynağı olmuştu. Köylülerin neden HES istemediklerini anlatırken bu durumun etkisini vurgulamak istedim. ÖRNEK ÇİFTÇİ’yi okumak isterseniz tıklayın.
Ayrıca daha önce yazmış olduğum AHMETLER KÖYÜ SOY AĞACI güncellenerek yeniden yayınlanmıştır. Soy Ağacı girişine ANILARDA YAŞAYANLAR albümü de eklenmiştir.

1 Nisan 2020 Çarşamba

KÖYDE KORONA SEFERBERLİĞİ


KÖYDE KORONA SEFERBERLİĞİ
2020 Mart ayında köye gelmiştik. O günlerde dünya çapında görülen korona virüsü salgınının yurdumuza da geldiği günlerdi. 11 Martta yurdumuzda korona virüsünden ölüm haberini duyduk. Medyadan hastalık hakkında ve yapmamız gerekenler hakkında gerekli duyurular yapılıyordu. Bazı yerlerdeki insanlarımız kendilerini bir seferberlik içine sokmuşlardı.“Bin nasihatten bir musibet etkilidir” demiş atalarımız. Salgın çıkmasından sonra  köydeki insanlarımız bağına bahçesine gidip çalışmasına devam etti. Hayvanlarının bakımını aksatmadı. Ama dışarıya, pazara gidip gelmeler azaldı. Zorunlu olmayınca komşuya bile gidilmedi. Komşu süt istediyse süt bidonu merdiven dibine konulup geri dönüldü. Çaya davetler ertelendi. Konuk ağırlanmadığı halde evlerde sabun ve kolonya kullanımı arttı. Evde yalnız kalmaya, kendi kendimize yetmeye kendimizi biraz alıştırdık. Televizyonda. de izledim, bir bakkal kasaya giren bütün paraları kaynar suya batıp çıkarıyor, “Ucuz tarife korono virüs dezenfekte aleti” diye söyleniyordu. Köy içinde karşılaşan tanıdıklar el sıkma yerine uzaktan baş eğerek selamlaşma ile yetindiler. Hasretlik giderenler bile sarılıp öpüşme yerine sözleriyle, gülüşleriyle birbirlerini okşama yolunu seçtiler… Daha bunlara benzer bir çok yeni davranışlar edindik.Umarım Korono salgını geçici, bu arada edindiğimiz alışkanlıklar kalıcı olur.

ARI SAKIZI (PROPOLİS) NEDİR, FAYDALARI NELERDİR, NASIL KULLANILIR?
 Korona salgınının yurdumuzda görülmesi üzerine bazı tanıdıklar benden propolis (arısakızı) istediler. Ben de konulara yeniden bir göz atıp sizlerle paylaşıyorum.
Babam arıcılık yapardı. Elimizde ya da ayağımızda oluşan çizikleri, sıyrıkları, yaraları ya sorkuç (reçine) ya da arısakızı (propolis) ile kaplardı. Böylece yaralar dış otamdan yalıtılıyor, mikrop kapması önleniyordu.  Dış ortamdan yalıtılan yaralar bir süre sonra kendiliğinden iyileşirdi. Diş ağrılarında da arısakızını kullanırdık. Diş etleri şişmiş bir diş, arısakızı ile kaplanırsa kısa süre sonra hem ağrı kesilir hem de şiş inerdi. Köyümjüzdeki arıcılar arasında diş ağrısına karşı kullanılması hala devam etmektedir. Arısakızı ile arılar kovanlarındaki delikleri kapatırlar. Kovan içine girip orada ölen, eşek arısı, fare, gibi küçük hayvanların üzerlerini de kaplayarak onların kötü kokusundan ve zararlarından korunurlar. Yani arısakızı arılar için de bir koruyucudur. Propolis, pro= koruyucu, polis= şehir.anlamındadır. Arısakızı normal ısıda sert ama ağız içi gibi ılık ortamlarda yumuşaktır. Eskiden su kabı olarak kullandığımız güğüm ve ibriklerin dibi delinince geçici olarak arısakızı ile sıvayıp akması önlenirdi. Ben de arıcılık yapmaktayım ve arısakızını bazı yerlerde kullanıyorum. Sonradan öğrendim ki arısakızı insanlar için de değerli bir besin, etkili bir koruyucudur.
Arısakızı suda çözünmez. Alkol ve yağda çözünür.. En kolay alkol içerisinde çözünür. Bir arıcıdan biraz saf, ham arısakızı (pr0polis) elde ederseniz, eczaneden alacağınız % 70 lik etil alkol içerisinde kolayca eritip kullanıma hazır hale getirebilirsiniz. Alkolile eritme şeklini kolay anlaşılır şekilde vermeye çalışacağım. 




Kullanılacak araç gereçler: Biraz arısakızı (30gr.) biraz alkol (70-100 gr.) küçük bir cam kavanoz (renkli olması önerilir.), kullanmak için damlalıklı renkli ufak şişe... Propolis parçaları nohut kadar ya da daha küçük olursa erime zamanı kısalır. 
 Eğer fazla yapmak istiyorsak kaplarımız çok ya da büyük olacaktır. Alkol alırken eczacıya "propolis eriteceğim" ya da" ilaç yapımında kullanacağım".dersek etil alkol verecektir.















.30 gr. arısakızı ve 70 gr. etil alkol renkli eritme kavanozuna konur ve çalkalanır.


 Çalkalanan karışım eriyip çözünmesi için karanlık bir yere konur. Zamanı yok ama günde birkaç kere çalkalanıp 2-6 hafta beklenir.





Karışımın erimiş, iri parçalar kalmamış olduğu görülünce bir süzgeçten geçirilir. Poşet çayların poşetleri bu iş için kullanılabilir.




 Saf eriyik kullanma kabına konur. Kalan posadan istenirse krem ya da yakı yapılabilir.
..................................................



 .....................
Genel olarak kullanım miktarı şöyledir:
Propolis damla: Önerilen doz 1 damla/10 kg’dır. Su, meyve suyu, ekmek, bal, yoğurt vb. gıdalara damlatarak tüketebilirsiniz. Boğaz enfeksiyonunda gargara da yapabilirsiniz. Ayrıca propolis içeren ağız suyu, kanser ilaçları veya protezlerin neden olduğu ağız yaralarını da iyileştirebilir. 2 yaşından küçük çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez.
........

Ayrıca internetten seçtiğim bir videoyu  ve yazıyı ekliyorum.


Propolis, arıların iğne yapraklı ağaçlar veya yeşil yaprakların özlerinden elde ettikleri reçine benzeri bir maddedir. Arılar bu maddeyi kovanlarını dış etkenlerden korumak için kullanırlar. Solunum sistemi hastalıklarına, ağız içindeki yaralar ve aftlara, uçuklara, mide-bağırsak rahatsızlıklarına ve kansere karşı iyileştirici etkilerinin olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Ayrıca yanıklar, pamukçuk yaraları, diyabet ve uçuk için de kullanılır. Şu anda dünyada en bilinen, en güçlü antioksidanlardan biridir. Bileşimi ve yapısı itibariyle insanların üretemediği nadide ve önemli ürünlerden biridir. Yüzyılın doğal ilacı olarak kabul edilmektedir.

Propolisin özellikleri ve besin değeri

Karakteristik bir kokuya sahiptir. Genellikle koyu kahverengi renkte olmasına rağmen, Propolisin bileşimi iklim, mevsim, coğrafik bölge, toplanma zamanı ve kaynak bitkiye göre farklılık gösterebilir. Sarı, yeşil, kırmızı, şeffaf gibi renk ve özelliklerde olabilir.
Propolis, polifenoller (flavonoidler, fenolik asit ve esterleri), terpenoidler, steroidler, aromatik asit ve esterleri, alfatik asit ve esterleri, alkoller, aldehitler, kalkonlar, ketonlar, hidrokarbonlar, B1, B2, C ve E vitaminleri, mineraller (kalsiyummagnezyumpotasyumsodyum, demir, çinko ve bakır) ve aminoasitler gibi sağlığı destekleyen 150 biyoaktif bileşen de dahil olmak üzere 300’den fazla bileşik içerir. (1)

Propolis ne işe yarar?

İnsan vücudundaki virüs ve bakterileri yok ederek vücudun hastalıklarla savaşmasına yardımcı olur. Hem yetişkinler hem de çocuklar tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Günlük antioksidan ihtiyacınızı karşılamanız ve hastalıklara karşı bağışıklığınızı sürekli güçlü tutabilmeniz için doğal bir çözümdür.

Propolis faydaları nelerdir?

Propolis, çok eski yıllardan beri geleneksel tıpta çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Antimikrobiyal, antioksidan, antitümör, antienflamatuar, antiviral, mantar önleyici dahil olmak üzere birçok iyileştirici özelliğe sahip olduğu birçok bilimsel çalışma ile gösterilmiştir.

Bağışıklık sistemini destekler

Yapılan bir araştırmaya göre, propoliste bulunan C vitamininin serbest radikal atma etkisi oldukça yüksektir. Böylece vücudu oksidatif hasara karşı korur ve kronik hastalıkların oluşumunu engeller. Harika bir antioksidan olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalık oluşumunu geciktirir. (2)

Grip ve soğuk algınlığına iyi gelir

İçeriğindeki bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde virüslere karşı güçlü bir koruma sağlar. Ayrıca bazı araştırmalar, topical olarak uygulanan propolisin grip ve soğuk algınlığının iyileşmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Herstat veya Coldsore-FX gibi yüzde 3 propolis içeren merhemler, iyileşme süresini hızlandırabilir. Ayrıca herpes virüsüne karşı da etkili olan bu merhemler uçuk tedavisinde de kullanılmaktadır. (1)

Diş ve ağız sağlığını destekler

Propolis diş sağlığında yaygın kullanılan bir bileşendir. Bunun nedeni ağız içindeki, sağlığı olumsuz etkileyebilecek bakteri oluşumunu azaltmasıdır. Ağız gargarasına ya da diş macununa eklenen Propolis özütleri, bakterileri öldürür ve diş etleri çevresindeki ödemi ve dişler arasındaki boşlukları azaltır. (3)

Yanık tedavisinde kullanılabilir

İçerdiği flavonoidler ile antifungal anti-enflamatuar ve antimikrobiyal özellikler taşır ve tüm bu özellikleri ile yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Yapılan bir çalışmada propolisin travmatik yanıkları olan insanlarda, yeni sağlıklı hücre büyümesini hızlandırdığı ve yanıkların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olduğu gözlenmiştir. (4)

Sindirim sistemi hastalıklarını önler

Araştırmalar, propolisin ülseratif kolit, mide-bağırsak kanserleri ve ülserler dahil olmak üzere gastrointestinal hastalıklardan korunmada ve bu hastalıkların tedavisinde yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca içeriğindeki bileşenlerin, mide ülserine neden olan H. pylori dahil olmak üzere patojenleri etkin bir şekilde ortadan kaldırdığı gösterilmiştir. (56)

Solunum sağlığını destekler

Propolis, özellikle mevsimsel değişiklikler sırasında üst solunum sistemi tahrişiyle ilgili semptomları geçici olarak hafifletebilir. Özellikle de anti-mikrobiyal etkisiyle astım ve bronşit gibi üst solunum yolu rahatsızlıklarından koruyabilir. (78)

Kanserle savaşır

Propolisin bazı kanserlerin (meme kansericilt kanserikolon kanserigırtlak kanseriyumurtalık kanserimesane kanserikaraciğer kanseri) tedavisinde de rol oynadığı öne sürülmüştür. Propolisin kansere karşı etkilerinden bazıları şunlardır:
·         Kanserli hücrelerin çoğalmasını önlemek
·         Hücrelerin kansere dönüşme ihtimalini azaltmak
·         Kanser hücrelerinin birbirlerine sinyal vermesini sağlayan yolları bloke etmek
Kanserli hücrelerin gelişmesini engelleyen, propolisin içinde bulunan clerodane diterpenoid ve kafeik asit maddesidir. Yapılan araştırmalar özellikle propolis içinde yer alan polifenollerin en güçlü anti-tümör özelliğine sahip olduğunu göstermektedir. Propolisin, kanser üzerine yapılan tüm araştırmalarda kanser tedavisinde son derecede etkili olduğu gözlemlenmiştir. (910)

Propolis nasıl kullanılır?

Vücut direncinin yükseltilmesi, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, ağız ve boğaz mukozasındaki sorunların giderilmesi için hem oral hem de gargara biçiminde kullanılır. Propolis eczanelerde suda çözünür damla, kapsül/tablet, toz, krem, şurup ve tane formlarında ve ham bal, arı sütü gibi maddelerle karıştırılmış şeklinde bulunabilmektedir.
Aktarlarda genelde küçük kahve rengi parçalar şeklinde ve damla olarak da temin edilebilir. En çok kullanılan propolis ürünü sıvı damla şeklinde olandır. Bunun nedeni ise propolisin suda çözünen bir madde olmamasıdır.

Propoplis türleri

·         Propolis damla: Önerilen doz 1 damla/10 kg’dır. Su, meyve suyu, ekmek, bal, yoğurt vb. gıdalara damlatarak tüketebilirsiniz. Boğaz enfeksiyonunda gargara da yapabilirsiniz. Ayrıca propolis içeren ağız suyu, kanser ilaçları veya protezlerin neden olduğu ağız yaralarını da iyileştirebilir. 2 yaşından küçük çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez.
·         Katı propolis: Rendeleyip toz haline getirilerek kullanılır.
·         Toz propolis: Bal ile tüketildiğinde daha etkilidir. İçeceklerinize veya yoğurda da ekleyebilirsiniz.
·         Propolis krem: Her 3 günde bir cilde uygulanan krem, küçük yanıkların tedavisinde ve enfeksiyonların önlenmesinde yardımcı olabilir. Ayrıca diyabet hastalarında oluşan ayak yaralarının iyileşmesini hızlandırır. Araştırmalar, %3 propolis merheminin 10 gün boyunca günde dört kez uygulanmasının, genital siğillerin iyileşmesini hızlandırdığını göstermektedir. Uygulamadan önce cildinizi saf su ile temizleyin. Tahriş, kızarıklık ve kaşıntı olan bölgelerde ise az miktarda kullanmaya dikkat edin.
·         Propolis kapsül/tablet: Bağışıklık sisteminin güçlenmesi, uyku problemleri ve yorgunluğun giderilmesi için kullanılır. Araştırmalar, propolisin 6-13 ay boyunca her gün ağız yoluyla alınmasının, aftları azalttığını göstermektedir. Önerilen doz günde 2 kapsül veya tablettir. Aç veya tok karnına içebilirsiniz. 11 yaş altı çocuklara önerilmez.
·         Propolis sprey: Boğaz enfeksiyonları ve tahrişleri için tavsiye edilmektedir. Propolis sprey doktorunuz tarafından aksi önerilmedikçe günde en fazla 3 defa kullanılmalıdır.
·         Propolis şurup: Öksürük ve ağız içi yaralarında kullanılır.

Propolisin bal ve arı sütünden farkı nedir?

Propolis, bal ve arı sütü, uzun bir tıbbi kullanım geçmişine sahiptir ve taze veya takviye olarak tüketilebilir. Ancak özellikleri, içerikleri ve sağlığa faydaları farklılık gösterir.
Arılar propolis ve balı doğadan topladıkları malzemelerle üretirler. Arı sütü ise larvaları veya kraliçeleri beslemek için bal arıları tarafından üretilen, besin açısından zengin bir besindir. Larvalar arı sütüyle kısa bir süre beslenirler, ancak kraliçe arı tüm yaşamı boyunca arı sütüne ihtiyaç duyar.
Doğadan geldiği için propolis ve bal iklimlere göre değişiklik gösterir ama arı sütü tüm dünyada aynıdır
Propolis, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve hastalıklara karşı korunmalarına yardımcı olurken; arı sütü ise bedensel ve zihinsel gelişime, iştahın düzenlenmesine ve gün içinde daha enerjik ve zinde hissetmenize yardımcı olur.

Propolis markaları

Propolis damla, kapsül/tablet, toz, krem, şurup ve tane formlarında ve ham bal, arı sütü gibi maddelerle karıştırılmış şeklinde bulanabilmektedir. En çok önerilen ve tüketilen ürünler:
·         BEEO: İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent firması ürünüdür ve uzman gıda ve ziraat mühendisleri kontrolünde üretilmektedir.
·         Apivital: 2018’de Ankara Üniversitesi Teknokent’inde kurulan ve ekolojik arıcılığı destekleyen Orka Vitals’ın ürettiği bir üründür.

Propolisin yan etkileri ve zararları

·         Yüksek dozda kullanıldığında mideye rahatsızlık verebilir.
·         Bal alerjisi olan kişilerin propolis tüketmesi tavsiye edilmemektedir.
·         Uzun süreli kullanımda alerjik reaksiyona, hassas ciltlerde kaşıntı ve kızarıklığa neden olabilir.
·         Astım hastalarının, hamilelerin ve emzirenlerin propolis kullanmadan önce doktora danışmaları tavsiye edilmektedir.
·         Alkol ile birlikte tüketilirse kusma ve mide bulantısına neden olabilir.
·         Propolisin içeriğinde yer alan bir bileşen kan pıhtılaşmasını yavaşlatmaktadır. Bu nedenle planlanan bir ameliyattan 2 hafta önce propolis kullanımının bırakılması gerekmektedir.
Propolis kullanmadan önce kullanım talimatlarını dikkatlice okuyun ve kullanım şekli ve dozu hakkında doktorunuza danışın.
Kaynaklar ve Referanslar:

24 Eylül 2018 Pazartesi

Ahmetler Köyünde Yetişen Şifalı Bitkiler




Hatmi Çiçeği - Gül Hatmi





Yöremizde (Ahmetler) Yetişen Şifalı Bitkiler

Giriş: 

Ben bu yazı dizimizde Ahmetler köyünde dağda, bayırda veya bahçelerde kendi kendine yetişen yerli halk tarafından kullanılan şifalı bitkilerimizi tanıtmaya çalıştım. Bu arada bahçelerimize ektiğimiz (fesleğen, biberiye, lavanta, ahududu, nar, incir gibi) bazı bitki ve meyvelerimize de yer verdim. Ahmetlerde yetişen bu bitkilerin bütün Akdeniz bitki örtüsü olan yörelerde yetişeceği gibi: kekik gibi bazı bitkilerimizin yurdumuzun her yanında yetişmesi olasıdır.

Yazımızda ayrıca bitkilerimizden üretilen kekikyağı, defneyağı, zeytinyağı, çam reçinesi, çiçektozu (polen), arısakızı (propolis) ve bal ürünlerini ve nerelerde kullanıldığını da tanıtmaya çalıştık.
İnsanlarımız hastalanınca genellikle ilaçla tedavi yolunu seçiyorlar. Doğrusu da budur. Ancak bazı ilaçların faydaları yanında zararlı yan etkileri de vardır. Oysa bazı rahatsızlıklarımızı ilaç kullanmadan da tedavi edebiliriz. İlaçların zararlı yan etkilerini göz önüne alınca zorunlu olmadan sık sık ilaç kullanmak doğru olmasa gerek. Bazı rahatsızlıklarımızı zararlı yan etkileri olmayan şifalı bitkilerle iyileştirmeye çalışmamız da bir tedavi yoludur. Çevremizde ve yöremizde yetişen ve kullanılan şifalı bitkileri ve ne gibi faydaları olduğunu tanımamız bu bakımdan gereklidir. Ancak gene de şifa bulmak için kullandığımız bazı bitkilerin veya bitki ürünlerinin de yan etkisi olabilir. O bakımdan kesin bilgimiz olmayan uygulamalarda doktorlardan yardım almak doğru olur. Ayrıca bu bilgilerin bazıları internetten derlenmiştir. İnternette bulduğumuz bazı bilgiler bazen abartılı olabiliyor. O bakımdan bu bilgilere kesin gözle değil de biraz da sorgulayıcı gözle bakmamızda fayda vardır.
Neden şifalı bitkiler?
Ben yazları köyde yaşıyorum. Arada bir yaylaya da giderim; orada kalırım. Yaylaya gelip giderken ya da köyde bağa, bahçeye gelip giderken yol kenarlarında birçok çeşitli çiçekler ve bitkiler görürüm. Bunların birçoğu çok faydalı ve şifalı bitkiler. Bu şifalı bitkilerin çiçeklerini, yapraklarını ya da meyvelerini topluyorum ve kurutuyorum. Yeri gelince de şifasından faydalanmak için kullanıyorum.
Peki, bu bitkilerimizin neye yaradığını bilerek toplayıp kullansak mı doğru olur; yoksa körü körüne, kulaktan dolma bilgilerle toplayıp kullansak mı doğru olur? Cevaplarınızı duyar gibi oluyorum.
Böyle düşününce köyümüzdeki yöremizdeki şifalı bitkileri inceledim. Bazılarının resimlerini çektim. Neye yaradıklarını araştırdım. Bunu bilinçli bir tüketici olmak için yaptım. Öğrendiğim bilgileri sizlerle de paylaşmak istedim
Köyümüzde ve yöremizdeki şifalı bitkiler aslında iki gruptur:
1- Tarlalarımızda, bağ bahçelerimizde ekip yetiştirdiğimiz şifalı bitkiler. Bunların bazılarına suni gübre veya ilaç atmış olabiliriz.
2- Bahçelerde ya da dağlarda kendi kendine yetişen şifalı bitkiler. Bunlar ise ilaç veya suni gübre verilmeden yetişmektedir.
Ekip yetiştirdiğimiz şifalı bitkilere örnek olarak:
Armut, asma yaprağı, ayva, ayva yaprağı, badem, bakla, bamya, biberiye, ceviz, dereotu, dut, elma, fesleğen (feslikan, reyhan), incir, keçiboynuzu, kırmızıbiber, maydanoz, mısır, patates, patlıcan, salatalık, susam, kuru üzüm, lavanta, nane, nar, sarımsak, soğan, tere, Trabzon hurması (amme),turp, üzüm, yulaf, zeytin… sayabiliriz.
Bahçelerde, dağlarda kendi kendine yetişen şifalı bitkilere örnek olarak:
Adaçayı, ahlat, ahududu, alıç, ardıç, ayrık otu, böğürtlen, çam, çiğdem, devedikeni, defne, ebegümeci, gelincik (lale), gülhatmi, hayıt, ısırgan, karabaş otu (kara kekik), kekik, kuşburnu, papatya, menengiç (çöğre), nergis, pertik otu, sumak… sayabiliriz.
Bu saydığım bitkilerden Trabzon hurması, lavanta, ahududu, hatmi, karabaş otu, biberiye gibi bazı bitkiler köyümüzde daha önce yoktu ya da tanımıyorduk. Günümüzde bu bitkiler de köyümüzde görülmekte ve tanınmaktadır.
Eskiden bildiklerimiz ve araştırınca öğrendiğimiz bilgiler çok mu farklı yoksa benzeşiyor mu? Çam örneği ile bu soruya bir göz atalım.
ÇAM:
Çocukluğumda insanlar arkası gelmeyen (boğmaca) öksürüklerden kurtulmak için çam yapraklarını kaynatıp suyunu içerlerdi ve bitmeyen öksürükten kurtulurlardı.
Yine bu kesilmeyen öksürüklerden kurtulmak için kuruyup sertleşmiş çam reçineleri iki taş arasında (sürtek taşı) sürtülerek un haline getirilir ve ıslatıp bir hap şekline getirilerek yutulurdu. Öksürük gene kesilirdi.
Çocukluğumda ben de bu ilaçları çok içmişim ve faydasını görmüşümdür.
Çam ağacının çıralı (reçineli) kısımlarından çıkarılan pese (püse) de faydalı bir ilaçtı. Çarık giyen çobanların ayak altlarında soğuktan mıdır, bir hastalık mıdır bilemiyorum büyük çatlak ve yarıklar oluşurdu. Bu yarıklara pese sürülerek büyümesi, mikrop kapması önlenir; iyileşmesi sağlanırdı.
Karın ağrılarında karın üzerine sarılacak yakıların da üstüne pese sürülürdü.
Pese aynı zamanda gön çarık giyen yörüklerin çarıkların kaymasını ve çabuk eskimesini önlemek için çarık altına sürülen vazgeçilmez devamlı beraber taşınan bir üründü.
Çocukluğumda çam kabuklarından “yalamuk” soyup yerdik. Yalamuk söylentiye göre akciğer hastalıklarına iyi gelirmiş. Çocukluğumda verem (tüberküloz) hastalığının ilacı yoktu. Verem hastalığına yakalananlara yalamuk yemesi önerilirdi.
……………………………..
Sonra internette araştırınca benzer bilgiler buldum:
Çamın tıbbi ve ticari olarak Kullanımı
Özellikleri: 
* Tomurcuğundan, palamudundan, çırasından, kozalağından, filizlerinden yararlanılan bu bitkinin birçok tıbbi özelliği vardır. Reçinesi (Terebentin) ve yapraklarındaki esansının
Faydaları:
* Müzmin öksürüğü kesme özelliği bulunur.
* Doğumu kolaylaştırır.
* Balgamı söktürür. Diğer akciğer hastalıklarında tedavi edici etkiler sağlar. Terebentin esansı pek çok tıbbi ilacın bileşiminde vardır.
Genç uzun yapraklı çamların (pinus palustris) dikimi ticaridir.
Başka bir sitede:
Çam sakızı faydaları: 
Mideye kuvvet verir. 
gastrit tedavisinde kullanılır
şekeri düşürür.
Diş ve diş etlerini temizler ve kuvvetlendirir 
Çam sakızı yaraların üzerine konursa iyileştirir
İdrarı söktürür. 
Kaynatılıp suyu içildiğinde astım ve öksürüğü keser.
Çiğnenip yutularak-kaynatıp içilerek kullanılır

 

Yöremizde yetişen bazı bitkilerin Latince adları:

adaçayı (yüksük): : Salvia sideritis

adaçayı (dallı): Salvia tribola

alıç (Crataegus oxyacantha);

defne (tehnel, tehni): Laurus nobilis
ebegümeci: Malva sylvestris L.

fesleğen (fesliken, reyhan): Ocimum basilicum
gelincik
: Papaver rhoeas

Isırgan: Urtica dioica

karabaş Otu (Kara Kekik): Lavandula stoechas
kekik
: Origanum vulgare
keçiboynuzu (harnup)
: Ceratonia siliqua

keven (geven): Astragalus gummifer

kuşburnu: Rosa canina

menengiç (çöğre): Pistacia terebinthus
mersin (murt)
: Myrtus communis L.
mersin (yalancı murt)
: Luma apiculata

nane: Mentha x piperita

nane (kıvırcık): Mentha spicata

ökse otu (gövelek): Viscum album
papatya: Matricaria chamomilla
papatya (yabani): Anthemis arvensis
salep: Orchis morio
sandal (kocaağaç): Arbutus andrachne
sumak: Rhus coriaria
yarpuz: Mentha pulegium

Bitkilerden üretilen bazı şifalı ürünler:
Arısakızı, bal, çam reçinesi, çiçektozu, defne yağı, kekik yağı, zeytinyağı,

Şifalı Bitkiler:

ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır. Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır. Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.
Adaçayı (yüksüklü çay)
Adaçayı (Tülü Çay)
Adaçayı (Dallı)
AHLAT (yaban armudu, taş armudu, çakılca armut) : Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.
Faydası: Meyveleri, ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur.

Ahlat (Taş Armudu, Çakılca Armut)
Ahududu
AHUDUDU: Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir. Kendiliğinden yetişir. Meyvesi duta benzer. Sarımtırak kırmızı portakal renginde, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp, kurutulur. Reçel, şurup ve likör yapılır. Meyve olarak da yenir.
Faydası: Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür, kabızlığı giderir, vücuda dinçlik verir, romatizma, mafsal kireçlenmesi, nikris, boğaz, bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür. Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir.

Alıç
ALIÇ: Alıç, Orta Çağ'dan beri özellikle kalp destekleyici ve kalp-damar sistemi fonksiyonlarını normalize etmek için kullanılıyor. Alıç, damarları genişleten ‘bioflavononid'ler açısından da oldukça zengin. Bu bileşikler çok güçlü antioksidanlar olup; kalbe oksijen ve kan akışının artmasına yardımcı oluyor.Bu durum kalbin kan deveranı için harcamak zorunda olduğu gücü azaltıp, kalbi rahatlatıyor. Ayrıca bioflavonoid maddeler kan damarlarının çeperlerini güçlendirip vücudun diğer bölgelerine olan kan akışını da düzenliyor. Alıçın içindeki bileşiklerin kolesterolü ve damarlardaki plaket oluşumunu da azalttığı saptanmış.


ANTEP FISTIĞI: (Pistacia dentiscus)
Yurdumuzun Güneydoğu Anadolu bölgesinde ve Akdeniz bölgesinin bazı yerlerinde yetişmektedir. Tohumdan ve Menengiç ağaçlarına aşılamak suretiyle yetişmektedir. (Ben bizim köyde Menengiç ağaçlarına aşıladım. Tutan ağaçlar meyve veriyor ancak meyvelerin çoğunun içi boş oluyor. Ziraatçıların söylediğine göre bizim köy ve kuşağı geçit bölgesiymiş, onun için meyve tutumu düşükmüş.) 
Antep Fıstığının faydaları:
Antep Fıstığı dalında


Kurutuşmuş, kabuklu Antep Fıstığı
Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı, vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir. 
100 g antepfıstığı vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35''ini karşılayabilmektedir. 
* Antepfıstığında kolestrol yoktur Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır. 
* Antep fıstığı protein yönünden 2 kat, fosfor yönünden 4 kat sığır etinden daha üstündür 
* Vitamin E,B ve C komplexince zengindir. 
* Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanılabilir 
* 100 gr antepfıstığında 4.0 gr posa bulunur.Posa miktarı yönünden pirinç, patates ve buğday (0.3 gr) dan daha üstündür 
* İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler. 
* Yapısındaki lipitlerin çoğunluğu monounsature yağ asiti içerdiğinden(35 g), kan şekerini yükseltme (Glisemik indx) yönünden buğdaydan daha az riske sahiptir 
* Kalp İçin Antep fıstığı kalp sağlığını korumada önemli bir ilaç vazifesi görür 
* Hastalıktan Sonra Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudumuzun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir 
* Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.


ARDIÇ AĞACI VE ARDIÇ TOHUMUNUN FAYDALARI
Ardıç Ağacı ve Tohumu (Juniperus Communis): Güzel kokulu, sivri ve uzun yaprakları; parlak siyah, kozalak şeklinde meyveleri olan, ortalama 8-9 metreye kadar uzayabilen bir ağaçtır. Ardıç tohumu, ardıç ağacının meyvesidir. Ardıç ağacı, her mevsim yeşil kalan ve orta kuşakta ülkemizin de dahil olduğu geniş bir coğrafyada yetişen bir ağaç türüdür.
Ardıç
Ardıç Tohumunun Faydaları:
* Düzenli kullanıldığında kansere bile çare olan çok şifalı bir bitkidir.
* Ardıç tohumunun, idrar sökücü ve ödem söktürücü özellikleri vardır.
* Vücudun sıvı dengesini kurmakta oldukça başarılı olan ardıç tohumu, özellikle böbrekleri çalıştırır ve böbrek rahatsızlıklarına bitkisel çözümler sunar.
* Solunum yolları hastalıklarına iyi gelen ardıç tohumu, içerisinde barındırdığı uçucu yağ asitleri sayesinde nefes darlığına bitkisel çözüm sunmaktadır. balgam sökücü ( balgam söktürücü ) özelliği ile bronşların açılmasına faydalıdır.
* Sigaranın zararlarını azaltan bir bitkisel madde olarak ta kullanılabilir.
* Ardıç tohumunun sudaki dezenfektan etkisi nedeniyle iyi bir mikrop kırıcı olduğunu ve içme sularına klor yerine atılabileceğini de söyleyelim.
* Ardıç tohumu, eklem rahatsızlıkları,
* Ashabiyet, sinirlilik ve strese,
* Romatizmal hastalıklara da iyi gelmektedir.

* Ardıç tohumu içerisinde bulunan uçucu bitkisel yağlar, midedeki hidroklorik asit düzeyini ( mide asidi oranını) artırdığı için gaz oluşturur. Bu da hazmı kolaylaştırıcı ve kusmayı engelleyen bir bitkisel tedavi çözümü olarak kullanılmasına olanak tanır.
Ardıç tohumunun zararları yan etkileri:
Ardıç tohumunun bilinen yan etkisi ve zararları yoktur. Ancak aşırı su atımına neden olabileceği için ölçüsüz tüketilmemesi iyi olur.
Ardıç tohumu ile zayıflama:
Ardıç tohumu etkili bir diüretik bitki olduğu için vücuttan aşırı suyun atılmasına yardımcı olur ve mide bağırsakların daha iyi çalışmasına neden olarak metabolizma hızlandıran etki ortaya çıkarır. Bu özelliklerinden dolayı, Ardıç tohumu bir çok bitkisel diyet hapında, zayıflama hapları içerisinde önemli bir etken madde olarak yer almaktadır.
Ardıç Tohumunun Kullanımı:
Ardıç tohumu kurutulup yenebileceği gibi toz haline getirilerek (kaynatmadan) suya karıştırarak da kullanılabilir. Ardıç tohumunun dışında, ardıcın odunu ve dallarından elde edilen ardıç katranı da kullanılır. Odunundan kalem yapılır, dallarından elde edilen katran ise egzama ve uyuz gibi bazı cilt hastalıklarına karşı faydalıdır.
Ardıç tohumu yağı veya kuru meyvesi biçiminde piyasada bulunan ardıç tohumu, yağının cilde uygulanması ile romatizma türü hastalıklara iyi geldiği bilinir.

ARISAKIZI (PROPOLİS): 
Arısakızı (Propolis)
Yarı işlenmiş, kullanılabilir Arısakızı
İşlenmemiş Arısakızı

1    Arısakızı (Propolis) nedir:
Propolis, yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına getirirler. Arılar kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için üzerini propolisle kaplarlar.

Arılar tarafından değişik bitki tomurcuklarından yaprak ve gövdelerinden toplanıp biriktirilen reçinemsi bir madde olan Propolis genellikle kayın, karaağaç ve kozalaklı ağaçlardan toplanır.
Propolis biriktirme açısından arı türleri arasında farklılık vardır. Bazı türler diğerlerine göre daha fazla propolis biriktiriken bazıları örneğin tropik bölgelerde bulunan arılar hiç propolis biriktirmezler.
Arılar propolisi, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmek, peteklerin ağızlarını kapatmada ve başka canlıların içeriye girmesine engel olmak amacıyla kullanılır. Girdikten sonra ölen canlıları propolisle mumyalayarak kovanlarını koruma altına alırlar. Propolis kovandaki larvalara, mantar ve bakterilere karşı antibiyotik etki gösterir.
Propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre içeriğindeki bileşikler farklılık arzeder.
Propolisin etkileri arıların bitkilerden topladığı antioksidan etkili bileşenlerine bağlıdır.
Kovanda oluşan hasarların ve çatlakların onarımı için ve kovanlarını korumak amacıyla kullanılan propolisin rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye dek değişir.
Arıcılar kovandaki balı aldıktan sonra propolisi kovandan kazıyarak toplarlar. Sonra bazı işlemlerden geçirilmek suretiyle propolis kullanıma hazır hale getirilir. İçeriğinin önemli bir bölümünü flavonoitlerin oluşturduğu propolisin bileşiminde, polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, B1, B2, C ve E vitaminleri, mineraller ve aminoasitler yer alır.
Propolisin Faydaları Nelerdir:
* Bağışıklık sistemini destekler.
* Hastalık etkenlerine yönelik vücut direncinin yükseltilmesi amacıyla kullanılabilir.
* Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir.
* Soğuk algınlığından korunmak amaçlı alınabilir.
* Akne ve uçuk için haricen kullanılır.
* Propolis kullanımı bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir.
* Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır.
* Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir.
* Bioflavonoidler bakımından zengindir.
* Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur.
* Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur.
* Amerikada yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür.
* Yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak etkilidir.
* Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır.
* Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır.
* Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir.
Propolis Nasıl Kullanılır:
Saf propolis tahriş edici olduğundan dolayı kullanımdan önce seyreltilmesi lazımdır.

Tavsiye edilen günlük kullanım dozu 70-100 mgdır.
Propolis kapsül, tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız gibi şekillerde satılmaktadır.
Soğuk algınlığından korunmak amacıyla propolisli şuruplar da bulunmaktadır.
Boğaz enfeksiyonlarında gargara ve pastil şeklinde kullanılmaktadır.
Propolis krem: Yaralar için dıştan kullanılan propolis merhemleri vardır.
Diş çürüklerini önlemek amacıyla diş macunlarına eklenmektedir.
Astım sorunu olanlar alerji testi yaptırmadan kullanmamaları gerekir.
2 yaşın altındaki çocuklarda arı ürünleri kullanılmamalıdır.
Arı ürünlerine alerjisi olanlar doktora danışmadan kullanmamalıdır.
Not: Propolis pahalı bir ürün olduğunda dolayı piyasada satılan ürünlerin gerçek olmama ihtimali de vardır. Arı sütü, polen, bal gibi arı ürünlerin sahtelerine sıkça rastlandığı gibi propolis olarak satılan bir ürününde sahte ya da yetersiz olma olasılığı yüksektir.
ARMUT: Sulu ve tatlı bir meyvedir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. İçinde A,B1,B2,B3,B6,ve C vitaminleri bulunur. Bu meyve yemeklerden önce yenmelidir. Armut kandaki üre asidi ve üre tuzlarını dışarı attığından, böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur.
Faydası: Nezle'yi geçirir, hazmı kolaylaştırıp çarpıntıyı önler, sinirleri yatıştırarak beyni çalıştırır. Kabızlığı önleyerek idrar söktürür, böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder, tansiyonu düşürür, kanı temizler, hamilelerin kusmalarını önler. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizma tedavisinde faydalıdır.
AYVA: Vitamini bol bir meyvedir. Her bölgede yetişir, limon ve ekmek ayvası olarak iki çeşidi vardır. Altın sarısı renkli ve hoş kokulu bir meyve olan ayva A ve B Vitaminleri yönünden çok zengin olan bu meyvenin bileşiminde tanin ve kireçli tuzlar bulunur.
Faydası: İshal ve dizanteriyi keser, mide ve bağırsakları güçlendirir, kanı temizler, karaciğeri çalıştırır, safra akışını sağlayarak çarpıntıyı giderir. Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser. Bronşit, müzmin öksürük ve verem tedavisinde kullanılır. Merhem olarak kullanılırsa el ayak ve meme ucu çatlaklarını, egzamaya, yüz ve boyun kırışıklığını giderir. Yapraklarından yapılan çay gerginliğe iyi gelir. Tohumları soğuk algınlığı ve boğaz ağrısında kullanılır.

BAL: Bal, kansızlar için kan deposudur. Bal ılık bir beze sürülüp, boğaza sarılırsa boğaz ve gırtlak ağrıları kesilir. Sinirleri bozulanları ve uykusuzları sakinleştirir. Süt ile bol sulandırılıp içilirse şeritleri öldürür. Bir miktar sirke ile karıştırılıp ağız çalkalanırsa, ağızda koku kalmaz.

BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

BİBERİYE: Eski zamanlarda gençliği geri getiren bitki olarak adlandırılan biberiye, sivilcelere iyi geliyor. Cildin esnekliğini ve sıklığını artırıyor. Bir litre suya, biberiye ve kekik yağından iki kaşık ekleyin. Bu karışımı cildinizi temizlemek ve yumuşatmak için kullanın.
Biberiye
Böğürtlen

BÖĞÜRTLEN (tilkiüzümü): Gülgillerden bahçe çitlerinde, ol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur.
Faydası: İdrar söktürür, ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir.Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

CEVİZ AĞACI: Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Birçok çeşidi vardır.
Faydası: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

ÇAKAL ERİĞİ: Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşil ve tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur.
Faydası: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

ÇAM AĞACI: Birçok çeşidi olan bir ağaçtır. Kozalakları ilk yıl kapalıdır. İkinci yıl açılıp, kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu, palamutu, kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır.
Faydası: Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.
ÇİÇEKTOZU (POLEN):
 Polen; çiçekli bitkilerde çiçeklerin erkek organlarınca üretilip dişi organın döllenmesini sağlayan basitçe çiçek tozu olarak da adlandırılan bitkilerin erkek cinsiyet hücreleridir. Bal arıları, poleni büyük oranda yavru gıdası olarak kullanırlar. Polen kıymetli bir protein, vitamin ve mineral madde kaynağıdır. 
Çiçektozları toplanan çiçeğin cinsine göre farklı renklerdedir.
Polende 18 çeşit amino asit, 10 farklı mineral madde, B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak C, D, E vitaminleri, doğal hormon, enzim, koenzim, pigment, karbonhidrat ve fermentler bulunmaktadır. Kaynağına göre değişiklik göstermekle birlikte genel ortalama olarak polen; %35 karbonhidrat, %20 protein, %20 su, %5 lipid ve %20 dolayında diğer maddeler içerir. Polen, bir canlının büyüyüp gelişebilmesi için günlük alınması gereken aminoasitleri, vitaminleri ve mineral maddeleri yeterli miktarlarda ve denge içinde bulunduran yegane doğal besin maddesidir.
Polenin Faydaları 
Genel sağlığın korunması ve vücut direncinin artırılması yanında dengeli beslenme amacıyla da tüketilen polen aşağıdaki hallerde de fayda sağlamaktadır. Ancak nadiren de görülse polen bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu durumda polenin kullanılmaması gerekir. Polen;
Zihinsel ve bedensel yorgunluklarının giderilmesinde,
* Çocukların sağlıklı gelişmesi ve beslenmesinde,
* Düşünme, araştırma ve çalışma gücünün artırılmasında,
* Sporcuların ve yarış hayvanlarının performanslarının artırılmasında,
* Kansızlığın giderilmesinde,
* Karaciğer, prostat ve kanser hastalıklarında faydalıdır. 

Polen hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı açabilirsiniz.
http://manavgatliarici.blogspot.com/2011/02/cicektozu-polen-nedir-faydalar-nelerdir.html

Defne (Tehnel) ve dalında meyveleri
DEFNE, DEFNE YAĞI6-18 m yüksekliğinde, yuvarlak tepeli ve sık dallı bir ağaç veya ağaççıktır. Almaşık sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar şeklinde dizilmiş, 7.5-10 cm uzunluğundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi beyaz renkte küçük çiçekleri, olgunlaştığında rengi koyu mora dönen tek tohumlu, etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı yaprak ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karşı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahriş edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de, bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için de kullanılır.     
 Defne güzel bir ağaçtır. Bulunduğu bahçenin güzelliğine güzellik katar.
     Tavuk, hindi ya da et haşladığınız tencereye iki tane defne yaprağı atıp tadının farkına varın. Mutfağınızda kurutulmuş defne yaprağını eksik etmeyin. Banyoda da garlı sabun kullanmaya başlayın.
 Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir
 Defne yağı : Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.
 Defne yaprağı : Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.

EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.Bu bitkinin yaprakları tahriş olan cildi dış etkenlere karşı korur.Cildi nemlendirir ve yumuşatır.Ebegümeciyle kan dolaşımını hızlandırabilir, bağ dokusunun elastikiyetini artırabilirsiniz.Ayrıca göz altındaki kırışıklara ve şişliklere de iyi gelir.
Ebegümeci

ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

FESLEĞEN (REYHAN): Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği vardır. Enerji verir ve cildi rahatlatır. Fesleğenli saç losyonlarıyla saç derisine masaj yaparak, onların kökünü güçlendirebilirsiniz. Fesleğen yağıyla selüloitlerinizden de kurtulmanız mümkün.


.......................................................................................................................................................
HATMİ ÇİÇEĞİ
Kurutulmuş Hatmi Çiçeği taç yaprakları

i
Hatmi çiçeği taç yaprakları taze iken toplanıp kurutulur, çay olarak kullanılır.
Yüz yıllardır, çeşitli tedavilerde kullanılan bu şifalı bitkinin pek çok sağlık sorununa karşı etkili olduğu bilinmektedir. Özellikle kış aylarında rastlanan ve halk arasında "kuru öksürük" olarak adlandırılan inatçı öksürüklerle mücadelede oldukça yararlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu bitkinin bilinen diğer faydaları ise şunlardır;
Hatmi çiçeği, gastrit, peptik ülser, gastroözofageal reflü gibi mide rahatslıklarına karşı etkili bir bitkidir.
Enfeksiyonlara karşı iyi bir savaşçı olan Hatmi çiçeği, özellikle soğuk algınlığında ve gripte etkilidir.
Hatmi çiçeğinin yaygın kullanımlarından biri ağrı giderici olarak topikal olarak uygulanmasıdır. Özellikle yapraklarının ağrı kesici etkisi olduğu bilinmektedir.
Sakinleştirici etkisi de olan hatmi çiçeği, bünyesinde barındırdığı uçucu yağlar sayesinde çay olarak tüketildiğinde uyku problemi yaşayanlarda faydalı olur.
Hatmi çiçeği sağlıklı kalmak için yardımcı olmakta ve hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini yükseltmektedir.
Böbrek iltihaplarına iyi gelen bu bitki ayrıca iyi bir idrar söktürücüdür.
İltihaplara karşı oldukça etkili olduğu bilinen hatmi çiçeği; prostat, sinüzit, zona, mide ve bağırsak iltihaplarına iyi gelmektedir.
..................................................................................


IHLAMUR: Ihlamurgiller

familyasından; kerestesi güzel, bir gölge ağacı ve bunun kurutularak çay gibi haşlanıp içilen güzel kokulu çiçeğidir. Temmuz ve ağustos aylarında toplanıp, kurutulur. Birçok çeşidi vardır.
Faydası: Sinirleri kuvvetlendirir, sinir bozukluğunu giderir. Uyku verir. Kan dolaşımının normal olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Kalp kifayetsizliğinde faydalıdır. Damar kireçlenmesini önler. Böbrekleri ve mesaneyi temizler, idrar söktürür, kum döker, taş oluşmasını önler, ter söktürür. Grip ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir. Göğsü ve bronşları yumuşatır. Mide ifrazatını artırır. Balla karıştırılıp içilirse, mide ülserine faydalıdır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir. Boyun ve yüze güzellik verir. Burkulma ve ezilmelerde ağrıyı keser. Saç dökülmesini önler.

ISIRGAN OTU: Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır.
Faydası: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

İncir
Balkabağı
İNCİR: Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.
 KABAK : Balkabağı ve helvacı kabağının tatlısı ve yemeği yapılır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Kullanildigi yerler: Her iki türün tibbî olarak kurutulmus tohumlari kullanilir. Tohumlarinda sâbit yag ve peporesin vardir. Tohumlari (çekirdekleri) tenya ve kurt düsürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanilmaktadir. Tohumlar dis kabuklarindan ayrilarak dövülür, sekerle karistirilarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pisirilen etli kismi yiyecekten baska çiban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir.

 







..............................................................................................................................................
KANTORON OTU

Sarı kantoron otu
(Sarı kantoron otu, binbir delik çiçeği)
Kantoron otu yağı yanıkların ve yaraların iyileşmesini sağlar. Çay olarak da kullanılır.
Mide ağrılarında faydalıdır. Doğal bir kas gevşeticidir. Sinirleri dinlendirir. Öksürüğü keser, göğsün yumuşamasını sağlar. Gastrit tedavisinde kullanılır. İştah açar, yüksek ateşi düşürür.


.............................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................
.........................................................................................................
Kapari bitkisi ve çiçekleri

KAPARİ
Turşu yapmak için toplanmış taze Kapari meyveleri

Bizim köyde geleneksel yöntemlerle ilk kapari turşusu yapan biz miyiz acaba?Akdeniz bölgesinin her yanında yetişen be birçok hastalığa iyi gelen kapari bitkisini bizim köyde pek tanıyan yok. Tanırlar da “deve dikeni” olarak tanırlar. Turşusu yapıldığını, çiçekleri ve meyvelerinin kurutulup çay olarak kullanıldığını pek bir bilen yok. Oysa kapariden yapılan turşu ve çaylar Avrupa marketlerinde satılmakta, mutfaklarında kullanılmaktadır. Yurdumuzda da bazı bölgelerimizde turşu ve çay olarak kullanılmaktadır. Bu bitkiler bizim köyden aşağıda bulunan bütün arazilerimizde doğal olarak yetişmekte ve bizlerin gelip toplamasını beklemektedir. Biz bu sene biraz toplayıp turşu kurarak bir denemek istedik. Bir ay sonra tadına bakacağız. Ha, baştan söyleyeyim kapari meyveleri taze olarak yenirse insanı zehirlermiş. Turşusu da en erken kurulduktan bir ay sonra yenirmiş. Eğer başka denemek isteyen varsa aşağıda kullandığımız malzemelerin listesini ve tarifini veriyorum:
MalzemelerKapariTuzSirkeSarımsakDefne yaprağı veya maydanozYapılışıKapariler toplanır ve bol suda yıkanıp temizlenir.
Yıkanan kapariler kavanozlara doldurulur, üzerini örtecek kadar soğuk su ile doldurulur.
Günde iki defa suyu değiştirilerek acı koku gidene kadar su değiştirme sürdürülür. Bekletilen kaparilerin acı kokusunun azaldığını fark edeceksiniz.Tatlanan ve acısı geçen kapariler yıkanır ve bir örtü üzerine serilip fazla suyu alınır, Kavanoza doldurulur. 1/3 ü su olmak üzere sirke ve su karışımı hazırlanır üzerine uygun miktarda salamura tuzu ilave edilip eritilir ve kaparilerin üzerini örtecek kadar doldurulur. Kaparilerin su yüzüne çıkmasını önlemek için bastırık olarak kullanılacak birkaç defne yaprağı veya maydanoz konur ve sıkıca kapatılır. Serin bir yerde bekletilir.
Bir ay sonra rengi ve tadı değişmiş olan kapari turşusu kullanıma hazırdır. Afiyet olsun.

Kaparinin faydaları ise şu şekilde sayılabilir,-Kapari, Multipl Skleroz (MS) hastalığında faydalıdır.
-Dalak büyümesinde faydalı olduğu bilinmektedir.-Kaparinin ağrı kesici özelliği vardır. -Sindirim sistemini düzenler -İdrar söktürücüdür. -Balgam söktürücüdür. -Solucan ve parazit düşürücüdür. -Romatizma rahatsızlıklarına iyi gelir. -Felçten korur. -İskorbit hastalığında kullanılır -Kan bozukluklarına faydalıdır -Gut hastalığına iyi gelir. -Kapari, Antitümör etkilidir.
-Mide rahatsızlıkları, ülsere iyi gelir -Hemoroid hastalarına fayda sağlar. -Kalça rahatsızlıklarında kullanılır. -Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiğinden faydalıdır. -Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyicidir. ...UYARI: Kapari kullanımı bilinmezse zararları da olabilir. Direk toplar toplamaz asla tüketilmemelidir.Ya turşu yapılmalı ya da gölgede kurutularak zehiri alınmalıdır. Daha fazla bilgi için:

 https://alivarolblog.blogspot.com/2018/08/kapari-tursusu-nedir-nasl-yaplr.html


 .............

KEÇİBOYNUZU (HARNUP):Keçiboynuzu nefes darlığına karşı oldukca etkindir. Özellikle aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında daha da etkindir. Yine guatr rahatsızlığından nefes darlığı çekenlerde de olumlusonuçlar alınmıştır. Ayrıca sigara içenlerde de nefes açıcıdır. 
Gallik asitgibi sağlık açısından yararlı, çok fonksiyonlu bir kimyasal ihtiva eder. Antianaljezik, antibakteriyel, antioksidan, antiviral, antiseptik, antikanserojen, antiastımatik, antibronşitik, antialerjik,antihepatoksik, imünostimülant, kansere karşı koruyucu, bronşları genişletici gibi eşsiz özellikli bir kimyasaldır. 
Akciğer ödeminde iyileştirici etkisi vardır. 
Balgam söktürücüözelliği kuvvetlidir. 
Akciğer kanserini önleyicidir. Ancak tedavi edici değildir. 
Hareketli sperm sayısını arttırarak erkeklerde bu problemin giderilmesinde yardımcı olur. 
Keçiboynuzu olgunlaşmış hali
İktidarsızlıkçeken erkeklerin bu rahatsızlıklarının giderilmesinde faydalı olur. 
Akdeniz anemisinde kronik bir şekilde devam eden kilo alamama probleminde yardımcı olarak kilo aldırır. 
Yan Etkileri: Her hangi bir yan etkisi yoktur. Taze meyvalar ishal, kuru meyvalar ise kabızlık yapıcıdır. 






.................................................................................................................
KEKİK: Etlere, köftelere balıklara vb. hoş bir tad veren güzel kokulu ottur. Kekik çayı, soğuk algınlığına, boğaz ağrısına çok iyi gelir. kekikte bulunan «timol» tabii antibiyotiktir. Dışarıdan sürülünce yaraların, kesiklerin iltihap kapmasını önler. ; Dahilen safra artırıcı, kurt düşürücü ve ağrı dindirici, haricen ise antiseptik olarak kullanılır. Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.
Kekik çayı emzikli anneler için de çok faydalıdır. Bir avuç kekiği 3 bardak kaynar suya atıp,15 dak. demlendirin. Süzün ve için.  
Kara Kekik (Karabaş Otu)
Kekik yağının faydaları:
Yağ Kekiği
Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına, diş eti iltihaplarına, şeker hastalığına, romatizmaya önerilir. Kurt düşürücü olarak kullanılabilir. Alyuvar oluşumunu arttırır. Yara ve yarıklara antiseptik olarak kullanılabilir. Gastrit gibi mide rahatsızlıklarına da yardımcı olur. Kolesterol ve yüksek tansiyon dengeleyicidir. Zayıflamada yağ çözücü olarak tavsiye edilir.
Kullanışı:
2-3 damla, yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. Parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilebilir. Fazla miktarda dahilen kullanımı sakıncalıdır. Düşük tansiyonlularda dahilen alınmamalıdır.
Kekik yağı: Sızma zeytinyağı ile birlikte kullanılan kekik yağı, ağrının olduğu bölgeye masajla birlikte uygulanırsa acıyı dindirir ve ağrının yayılmasını engeller.
Kekik suyu: Bağırsaklardaki parazitlerin düşmesini sağlar. Yatıştırıcı özelliği vardır. Spazm çözücüdür, organizmanın düzenli çalışmasını sağlar. Mide için son derece faydalıdır. Kolesterolü düşürür. Böbrek ve kum taşlarında iyi sonuç verir. Ağız, diş ve boğaz iltihaplarında gargara yapılırsa iyileştirici etki sağlar. Sara krizini önler. Vücuttaki fazla yağların yakımında etkilidir. Mide, karın ve baş ağrılarında etkilidir.
KIRMIZIBİBER: Bulaşıcı hastalıklara karşı etkilidir. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karoten ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir, kolera ve azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, gut hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa iyi gelir. Kanser riskini azaltır, öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede (gargara olarak) kullanılır, sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır, vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar. Anti bakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir.

KİRAZ: Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaçcıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır.
Faydası: Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor.20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir. Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris, romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir. Safra akışını normale döndürür. Sivilceleri önler. Susuzluğu giderir. Kabukları ishali keser. Ateşi düşürür. Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir.

KUŞBURNU: Vitamin deposu, Kuşburnu insanların bu zamana kadar tanıdıkları en güçlü vitamin deposu olarak gösteriliyor.
Kabuk ve etli kısmı kalın olan Kuşburnu
Faydası: İhtiva ettiği bol miktarda C vitamini dolayısıyla vücut direncini yükseltiyor. Romatizmalılar için en önemli gıdadır. Kanı inceltip toksinlerini çözer. Kan devir daimini hızlandırır. Pankreası ikaz ederek daha fazla insulin salgılanmasına sebep olarak, şeker hastalığında etkilidir. Kuşburnu kansere sebep olan toksik maddeleri vücutta temizlediği için bu hastalığa sebep olacak gelişmeleri engeller.
Kuşburnu
KUŞBURNU: dünya genelinde en çok Avrupa, Afrika ve Asya’da yetişen bir bitkidir.Yapısı yetiştiği coğrafya nedeniyle oldukça tüylü ve tohumludur. Kuşburnu bitkisi sonbahar mevsiminde olgunlaşır. En önemli özelliği; Cvitamini bakımından dünyanın en zengin bitkileri arasındadır. Meyve olarak tüketildiği gibi kurutulup çay olarakta tüketilebilir.
 Kuşburnu dünya genelinde gıda maddesi olarak kullandığı gibi birçok tıbbi hastalığın tedavisinde de bitkisel ilaç olarak kullanılır. Kuşburnu bitkisinin çayı,yağı,reçeli,ezmesi ve hoşafı yapılmaktadır. Dünyada en faydalı 20 bitki arasında gösterilen kuşburnu bitkisinin birçok faydası vardır.
·    Cilt ve yara iltihaplanmalarında oldukça faydalıdır; taze kuşburnu bitkisi ciltteki iltihaplanmalara sürüldüğünde kısa sürede iyileşme görülmektedir.
·    Romatizma ve eklem rahatsızlıklarının tedavisinde etkilidir; kuşburnu bitkisinin eklem kireçlenmelerinin tedavisi ve romatizma ağrılarının giderilmesindeki faydaları klinik araştırmalarla kanıtlanmıştır.
·                                 Grip ve soğuk algınlığı tedavisinde etkilidir; içerdiği C vitamini ile gribal enfeksiyonlar ve soğuk algınlığı tedavisinde etkili bir tedavi yöntemidir, hastalıktan önce tüketildiğinde ise bu hastalıklara karşı vücudun direnç kazanmasını sağlar.
·                                 Kanser ve kalp rahatsızlıklarına karşı vücudun bağışıklık kazanmasını sağlar; sık sık kuşburnu bitkisi tüketen bir kişinin kanser olma ihtimali diğer insanlara göre daha azdır.
·                                 Akciğerleri temizler, akciğerde leke oluşumunu engeller ve bronşları açar; özellikle bronşit hastaları için inanılmaz bir tedavi yöntemidir.
·                                 İdrar yolları enfeksiyonlarını iyileştirir; idrar esnasında oluşan ağrı ve yanmaların tedavisinde etkilidir.

MAYDANOZ: Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kullanılır.
Faydası: İdrar söktürür. İştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir. Kansere karşı korur. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

MENENGİÇ (ÇITIRAK, ÇİTLEMBİK). Meyvesine Menengiç (Bizim yöremizde Çöğre) denir. Meyveleri ilkin kırmızı, turuncu iken olgunlaşınca yeşil veya mor renklere dönüşür, Meyvesi ve sakızı çokça kullanılmaktadır. Yapraklarından da faydalanılır.
Menengiç (Çıtırak) dalı ve meyveleri (Çöğre)
İlaç sanayinde dahilen idrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.
İnternette bulduğum bazı bilgiler de şöyle:
http://www.buldandayasam.net/haber_detay.asp?haberID=726
Bir başka bölgede bizim kadar yoğun kullanılır mı bilmiyoruz ama, dağlarımızda bol miktarda bulunan Çitlembik hemşerilerimizin vazgeçilmezlerindendir.
06.Ocak.2012, 11:46  
Diğer İsimleri : Celtis australis, Ulmaceae, Micocoulier, Bebik, Çatlaguç, Sakızlak.

Çitlembik (celtis) : Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır.

Faydası :
Menengiç (Çöğre, Çitlembik)  olgun olanları ayrılmış
·                                 Mide ülseri: Çitlenbik sakızı mesteki sakızından daha kıymetlidir. Balla macun yapılıp aç karnına birer tatlı kaşığı yenmeye devam edilir.
- Mide ağrısı: Çitlenbik tohumu yutulur.
- Öksürük: Çitlenbik sakızı ve tohumları balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Çitlenbik yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
- Bronşit: Çitlenbik sakızı ve tohumları balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Çitlenbik yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
- Saç siyahlatıcı: Çitlenbik yaprakları kaynatılıp saçlar sık sık yıkanır.
- Böbrek kumları: Çitlenbik yaprağı kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
- Ayak terlemesi: Çitlenbik yaprağı kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
- Vucut şişmanlatıcı: Çitlenbik meyvesi balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.
– Çitlenbik meyvesinin normalde bir yan tesiri yoktur. Sakızı haricen yara tedavisinde kullanılır. Çitlenbiklere antep fıstığı aşılanabilir. Çitlenbik çekirdeğinden kahve yapılır, denemeye değer. 
Yaraları tedavi eder. Meyvesi hafif müshil etkilidir.

MERSİN: Bak: Yaban mersini

MISIR: Buğdaygiller familyasından;180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısır püskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabit yağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır.

Mısırözü yağı; mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler.

Faydası: Daha ziyade mısır püskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.
Nar (Hicaz Narı)

NAR: Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Nar, çarpıntıya iyidir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.

Nane
NANE: Nane yağı; Hafif antiseptik, ferahlatıcı, koku verici ve mide bulantılarını giderici olarak kullanılır. 

Yarpuz (Yabani Nane)
  • Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir.
  • Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır.
  • Güzel kokuludur.

Faydaları :


             Hazmı kolaylaştırır.
  • Gaz söktürür.
  • Karaciğer yetersizliğini giderir.
  • Safra akışını düzenler.
  • Mide ağrılarını keser.
  • Bağırsak spazmını giderir.
  • Nefes almayı kolaylaştırır.
  • Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır.
  • Sinirleri kuvvetlendirir.
  • Sükunet verir.
  • Heyecanları ve korkuyu yatıştırır.
  • Kusmaları önler.
  • Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır.
  • El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır.
  • Kalbi kuvvetlendirir.
  • Sinirsel kalp çarpıntılarını keser.
  • Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir.
  • Anne sütünü artırır.
  • Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar.
  • Sütle şişen memelerin şişini indirir.
  • Soğuk algınlığında faydalıdır.
  • Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.
  • İdrar söktürür.
  • Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır.
Şekercilik, likörcülük, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır



NERGİSKusturucu ve ishal etkilidir. Kurutulmuş çiçekleri yatıştırıcı , müshil ve ateş düşürücü olarak çay halinde kullanlır.
Ökse Otu (Gövelek)

ÖKSEOTU (GÖVELEK): Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.


PAPATYA: Papatya yolların kenarında, boş arazilerde, kırlarda kendi kendisine yetişen, sarı ve beyaz çiçekleri olan bir bitkidir. Sulak topraklarda yetişirler. Papatyanın içerisinde B1 vitamini, C vitamini, uçucu yağ, amino asitler, yağ asitleri ve cadinen bulunmaktadır. Papatya yaz aylarında toplanarak kurutularak bitki çayı olarak ta kullanılmaktadır. Papatya çiçeğinden papatya yağı ile boyada elde edilmektedir. 

Papatya Çayı Yararları (Faydaları)
·         Papatya çayı gazı giderir ve spazmları çözer. Ülser ile gastrit rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
·         Papatya çayı iltihapları da iyileştirmeye yardımcıdır.
·         Bağırsakları çalıştıran Papatya çayı kabızlığı giderir.
·         Diş ağrısı problemi olanlara da yardımcı olur Papatya çayı.
·         Papatya çayı kadınlardaki adet düzensizliğine de iyi gelir. Kanamayı düzenleyicidir.
·         Baş ve bel ağrısı başta olarak romatizmaya bağlı ağrılara da Papatya çayı fayda sağlamaktadır.
·         Papatya çayı ile gözlere pansuman yaparsanız, gözde oluşmuş şişlerin inmesi sağlanır. Çapaklanmalar geçer.
Papatya suyu ile saçlarınızı yıkarsanız, saçınız parlar ve canlılık kazanır.
·         Papatya suyunu saçınıza sürdükten sonra güneşin altında kurutursanız saçlarınızın rengi açılır.
·         Papatya çayı bağırsakların çalışmasında yardımcıdır. Kabızlığa engel olur.
·         Papatya çayı ile gargara yapılırsa boğazlardaki ağrı ile ağızdali yaralar giderilir. 
Papatya

Papatya Çayı Zararları
Papatya çayının herhangi bir zararı bulunmamaktadır.
Papatya Çayı Kullanımı
Papatya çayı sütle beraber içilirse bağırsaklardaki gazın giderilmesine yardımcı olur.
Papatyayı kaynatarak buharı teneffüs edilirse sinüsleri açar, nezleyi giderir.
Papatya yağı; Ağrıların tedavilerinde kullanılmaktadır. Bebeklerde karın ağrıması olursa, Papatya yağını ısıtarak karnına masaj yapmalısınız.

PATATES: Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur.

Faydası: Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Kandaki şeker seviyesini düşürür,kanı temizler. Kansere karşı korur.

PATLICAN: Ülkemizde çok tüketilir. Anavatanı Hindistan'dır, Çekirdeksiz ve yumuşak olanı iyidir. Zeytinyağlı yapılarak közlenip kabuklarının soyularak yenmesi daha faydalıdır. Patlıcan, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahiptir.

Faydası: Pankreas, karaciğer ve böbrekleri Kuvvetlendirir. Bol idrar söktürür, kansızlığı giderir, vücuttaki fazla suyu dışarı boşaltır ve kilo verdirir. Patlıcan salatası şeker hastalarının şeker seviyesini ayarlamakta etkilidir. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Kalp çarpıntısını giderir ve sinirleri yatıştırır.

SALATALIK: Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı, pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor. Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler, kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor.


SALEP:
Diğer İsimleri: Sahlep, Orchis 
Salep
Salep ve kökünde yumrusu
Salep: Gövdesi dik ve silindir şeklinde olan, yumru köklü, kırmızı çiçekli, 70-80 cmboylarında, otsu bir bitkidir. Sahlep olarak da bilinir. Uçucu yağ, nişasta, glikoz ve müsilaj içerir. Adi salep (Orchis maculata) ormanlarda ve nemli çayırlarda yetişir.  Anadolu salepotu (Orchis anatolica) kırmızı veya mor çiçeklidir.
Yetiştirildiği Yerler: Türkiye olup özelikle batı Akdeniz, Eğe, Marmara ve batı Karadeniz bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilir.
·                                 Faydaları: Enerji verir.
·                                 Göğsü yumuşatır.
·                                Kalbi kuvvetlendirir.
·                                 Vücut ısısını arttırır.
·                                 Sindirimi kolaylaştırır.  
·                                 Basur şikayetlerini azaltır.
·                                 Cinsel gücü ve isteği arttırır.
·                                 Aybaşı kanamalarını düzenler.
·                                 Bedeni ve zihni kuvvetlendirir.
·                                 Kabızlığı giderir ve ishali keser.
·                                 Bağırsak tembelliğine karşı kullanılabilir.
·                                 Sütle birlikte hazırlanması besleyici özelliğini artırır.
·                                 Öksürük ve bronşitte faydalıdır.sifalibitkileriniz.com
·                                 Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
·                                 Müsilaj etkisiyle dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar.
·                                 Mide için yararlıdır. Mideyi rahatlatır, hazmı kolaylaştırır.

Salep Nasıl Kullanılır? Bitkinin kullanılan kısımları kökleridir. Kök yumruları suda kaynatılıp kurutulduktan sonra toz haline getirilen salep ile su ya da süt kullanılarak içecek hazırlanır. Ayrıca, dondurma hammaddesi olarak da kullanılmaktadır.
Öğütülmüş kök yumrulardan 1 çay kaşığı az su ile bulamaç hale getirilip üzerine 300 gr. su konarak karıştırılıp 15 dakika kaynatılır. Bal ile tatlandırılarak üzerine zencefil ekilerek sıcak sıcak içilir. Aynı tarif süt ile de yapılabir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.

 SANDAL (KOCAAĞAÇ, DAĞ ÇİLEĞİ, AĞAÇ ÇİLEĞİ)
( Sandal ağacına Ahmetlerde ve Manavgat – Akseki yöresinde Kocaağaç veya Dağçileği denmektedir. Kaynaklarda aynı aileden olması dolayısıyla Kocayemiş ile beraber incelenmekte. Ancak Sandalın ağacının kabuğu açık kırmızı renkli ve düzdür. Kocayemişin kabuğu ise pütürlü ve koyu renklidir. Meyveleri benzer.Yetiştiği yerler, çiçekleri,çiçek açma zamanları farklıdır.)
Sandal (Kocaağaç, Dağ Çileği)
Sandal ve Kocayemiş (Arbutus L); Rhododendroideae ailesine ait, herdem yeşil çalı yada küçük ağaçlardır. Bu cinsin kuzey yarım kürede yayılmış olan 12 türü ülkemizde ise A andrachne L. (Sandal) ve A. unedo L. (Kocayemiş, ağaç çileği, dağ çileği) adlı iki türü doğal olarak yetişir. Kocayemişte, kırmızı renkli meyveler sonbaharda; sandalda ise; portakal sarısı-açık kırmızı renkli meyveler geç sonbahar ve kış başlangıcında olgunlaşır.
Çiçekler, sandalda beyaz, kocayemişte ise açık pembe renkli ve bileşik salkım şeklindedir. Çiçeklenme, Sandalda Mart-Nisan, Kocayemişte ise Kasım-Aralık aylarında olur.  Kocayemiş birçok kıyı bölgelerde ve özellikle Marmara ve Karadeniz Bölgesinin bütün kesimlerinde görülmektedir. 
Sandal Ağacı ise Akdeniz Bölgesinde , Torosların birçok yerinde çok sık rastlanan bir türdür.
  Dağ Çileğinin Faydaları ve Kullanılış Şekli
 Kocayemiş meyveleri taze olarak da yenilmesine rağmen , genellikle; Reçel, marmelat, jöle hatta parfüm yapımında kullanılır.
Ayrıca halk arasında antiseptik, idrar söktürücü ve müshil olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yaprakları kanamayı durdurucu, İdrar yolları için antiseptik olarak , yüksek tansiyon ve diyabet gibi konularda da faydalı olduğu bilinmektedir. Gleneksel kullanımının yanında,zengin bir antioksidan(anthocyanin ler, galik asit türevleri ve taninler ), vitamin C, vitamin E ve  karoten içeriğe sahiptir. Bu nedenle sağlığı destekleyen önemli bir besindir

SARMISAK: Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30-100 cmyüksekliğinde, otsu bir bitkidir. Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Soğanı özel kokulu uçucu bir yağ, şekerler, A, B, C, P vitaminleri içerir. Yağında alliin denilen bir madde vardır.
Faydası: Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar. Solunum ve hazım sistemindeki mikropları öldürür. Grip, tifo ve difteri gibi salgın hastalıklar sırasında faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar. Karında ve bacaklarda toplanan suyun boşalmasında yardımcı olur. Romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Damar sertliğini önler. Ateşi düşürür. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır. Zehirlenmelerde kullanılır. İdrar tutukluğunu giderir. Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır. Saçların uzamasına da yardımcı olur.

SOĞAN: Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu, acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ,şekerler,fermentler ve amino asitler vardır.

Faydası: İdrar söktürür. Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar. Romatizma, mafsal iltihabı, idrar tutukluğu, damar sertliğinde faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Zayıflamayı sağlar. Böbrek ağrısını dindirir. Zihin yorgunluğunu dindirir. Baygınlığı geçirir. Prostat bezinin hastalanmasını önler. İktidarsızlıkta faydalıdır. Cinsel gücü artırır. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Öksürük söktürür, bronşları temizler, astım nöbeti, akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Şeker hastalarında faydalıdır. Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. İhtiyarlamayı geciktirir. Kalbi kuvvetlendirir. Koroner damarları genişletir. Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur. Dolama ve arpacıkta da faydalıdır. Kırmızı soğan nikotini çözüyor, insan bünyesinde, özellikle sigara içenlerde biriken nikotinin çözülmesinde etkilidir. Kırmızı soğan kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür. Safrayı incelterek, karaciğerin rahat çalışmasını sağlar.


SUSAM: Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt yaprakları karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve mızrak şeklindedir. Çiçekler beyaz veya pembe olup, yaprakların koltuğunda salkım durumunda toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun, prizmatik ve çok tohumlu bir kapsüldür. Susam, sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan yerlerde tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır ve humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından % 50 civârında yağ elde edilir. Yağı hemen hemen kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu da tahin helvası yapımında kullanılır. Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların üzerine konur.
SUMAK: Güneydoğu Anadolu'da yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle elde edilir. Yaprakları tanen, şekerler ve sarı renkli boya maddeleri taşırlar. Kabız edici, kan kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş etleri hastalıklarında da gargara hâlinde kullanılır. Sumağın, sarı çiçeklerinin taç yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir lezzet vardır. Güneydoğu'ya has "ezme" ve çeşitli yörelerde yapılan mantı ile birlikte yenilir. 
Sumak
Mersin
YABAN MERSİNİ (MURT): Yaban mersini, eski zamanlardan beri ilaç maddesi olarak kullanılmaktadır. Halk tıbbında bu bitki böbrek taşı, gut, romatizma, kan azlığı, egzama, liken, deri hastalıkları gibi durumlarda kullanılıyordu. Bu meyve Rusya’da, asırlarca mide-bağırsak hastalıklarının tedavisi için de kullanılıyordu. 2. Dünya Savaşı sırasında Britanya pilotları, gece uçuşlarından önce, görme duyularını keskinleştirmek için yaban mersini yiyorlardı.
Siyah olan yaban mersini beyaz olan mersin
Yaban mersini meyvesi, vitaminler, mikro elementler, mineraller, karotin, tabaklama maddeleri ve flavonoid açısından zengindir.
Yaban mersini, çok güçlü bir antioksidandır. İçeriğindeki A vitamini sayesinde serbest radikallerin etkisini nötrleştirir. Bugün Avrupa’da bu meyveyi antioksidan olarak 20 milyondan fazla kişi kullanıyor. Yaban mersini aynı zamanda antiseptik özelliklere da sahiptir.
Yaban mersini içeceği, aynı zamanda kalbi kuvvetlendirir, kan damarları duvarlarının dayanıklılığını ve elastikliğini artırır. İçeriğindeki flavonoidler sayesinde ateroskleroz, hipertoni ve damar duvarlarının düşük dayanıklılığıyla ilgili diğer hastalıklara karşı önerilmektedir.Şeker hastalığında insülin direnci ve pankreas üzerine olumlu etkisi sayesinde şeker kontrolünde faydalıdır.Şeker bağlı damar problemlerinde etkilidir.
Murt -yaban mersini
Yaban mersininin düzenli kullanımı, görme duyusunu önemli ölçüde iyileştirecek, gözlerin yorgunluğunu azaltacaktır. İçeriğindeki aktif maddeler, serbest radikallerin göz ağına olumsuz etkilerini azaltır, besleyici maddeleri ve oksijeni göz ağı hücrelerine taşıyan kan damarlarının güçlenmesini sağlar. Biyolojik aktif maddeler, ışığa duyarlılığı artırır ve bu yüzden karanlıkta görme duyusu iyileşir.
Yaban mersini, sindirim sistemi hastalıkları için, özellikle düşük asitlik derecesinin olduğu durumlarda (gastrit, enterokolit ve b.) yararlıdır sindirim bozuklukları ve kabızlık durumunda bağırsak faaliyetlerini düzenler.
Vücudun enfeksiyonel hastalıklara karşı direncini artırır, metabolizmayı aktifleştirir, vücudun yaşlanma süreçlerini yavaşlatır. 
 Dengesiz beslenme durumlarında, özellikle de kış-ilkbahar döneminde vücudun günlük ihtiyacını karşılar.ağır hastalıktan yeni kurtulmuş kişilere, sık sık soğuk algınlığına yakalananlara ve düşük kalorili diyet uygulayanlara önerilmektedir. Ayrıca iştahı kötü olan, asabi, kan azlığına meyilli yaşlı insanlara ve çocuklara da faydalıdır.
Özellikleri:
*Vücuttaki demir stoklarını yeniler
*Kalp kaslarına kan sağlanması sürecini iyileştirir, kalbi kuvvetlendirir
*Tromb oluşumunu önler ve ateroskleroz gelişimini engeller
*Bağışıklığı güçlendirir ve vücudun soğuk algınlığı hastalıklarına karşı direncini artırır.
*Görme duyusunu, aynı zamanda geceleyin görme duyusunu iyileştirir.
*Kan damarlarını kuvvetlendirir ve organlara kan temin edilmesini sağlar.
*Hafif diüretik etkiye sahiptir.
*Mide ve bağırsağın faaliyetlerini normale döndürür.
Kullanım alanları:
*hipovitaminoz ve mineral maddeler eksikliğinin tedavisi ve önlenmesi
*özellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda anemi tedavisi
*ağır hastalıklardan, travma ve ameliyatlardan sonra çabuk iyileşmek için
*metabolizmanın bozulmasıyla ilgili hastalıklar – diyabet, gut, romatizma
*sindirim sistemi hastalıkları (gastrit, enterokolit, safra kesesi hastalıkları), bağırsak faaliyetlerinin bozulması
*iskemik kalp hastalığı, yaşanmış miyokard enfarktüs ve b.
*kronik iltihap hastalıkları
*gözlerde kronik yorgunluk (bilgisayar karşısında uzun süre oturma ve b.)
*göz içi yüksek basınç, kataraktın başlangıç seviyeleri, glaukoma
*konjuktivit, aynı zamanda enfeksiyonel, virüs ve alerjik olanı

 TERE: Yapısındaki madeni tuzlar ve vitaminler sayesinde, kani mikroplardan temizler, bedenimizin hastalıklara karşı direncini artırır, idrarı söktürür, böbrekteki taşları eritir, ya da bunların düşmesini kolaylaştırır. İştah açar, dokulardaki madeni tuzların eksiğini tamamlar, kan yapar. Kandaki seker oranını düşürdüğü için özellikle seker hastaları için bol bol tere yemelidir. Güç vericidir, dermansızlık ve halsizliğe karşı bire bir ilaçtır. Ayrıca, havanda dövüp cildin ya da yaranın üstüne sarıldığında, cilt hastalıklarını, bağ dokusu yangınlarını ve kızıl yara denen şirpençeyi iyileştirir.

TURP: Gerçek bir şifâ kaynağıdır. Teneffüs yolları için yararlıdır. Bilhassa siyah turp böbreklere çok faydalıdır. Turpun, tümörlerin ve kistlerin çözülmesinde etkili olduğu ileri sürülüyor. Kırmızı Adana turpu da yanlış beslenme ve hareketsizlikten dolayı vücutta meydana gelen kireçlenmeyi önlüyor.

Faydası: Bir kilo siyah turp rendeden geçirilir, biraz tuz atıp suyu tülbentle sıkılıp çıkarılır. Aç karnına yarım fincan içilirse, böbrek taşlarını eritir. Bir hafta süreyle devam edilirse, çok faydası görülür.

ÜZÜM:
 Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir.

Faydası: Bedeni ve zihni gücü artırır. Kan yapar. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, romatizma ve mafsal iltihabında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliğini sağlar. Nekahat devresinin kolayca atlatılmasına yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Besleyicidir.
Trabzon Hurması (Amme)
TRABZON HURMASI (AMME): Halk arasında ‘Cennet Hurması’ olarak da bilinen ve kışın eksi 12 ile 18 derece arasındaki soğukta ayakta kalabilen Trabzon hurmasının kanser başta olmak üzere birçok hastalığı önlediği, cilt güzelliği ve ‘diyet’ açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtildi. Birde Adana hurması vardır. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, insan sağlığı açısından çok önemli bir meyve türü olmasına rağmen Trabzon hurmasının üretiminin çok düşük seviyelerde kaldığını belirterek, “Bu meyvenin kıymetini bilmiyoruz” dedi. Trabzon hurmasının anavatanının aslında Çin ve Japonya olduğunu, ülkemizde ise Karadeniz, Hatay ve Antalya civarında yetiştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Karadeniz, bu meyvenin Türkiye’de ilk kez Artvin yöresinde yetiştirilmesi ve o dönemde Trabzon’a bağlı bir bucak olması sebebiyle ‘Trabzon hurması’ denildiğini kaydetti. Bu meyvenin en çok Akdeniz Bölgesi’nde yetiştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Karadeniz, “Bu meyve türü subtropik bir iklim meyvesi olmasına rağmen ülkemizde deniz kenarlarında başarıyla yetiştirilmektedir. Kışın yapraklarını döker ama eksi 12 ile 18 derece arasındaki soğuğa dayanır. Taze ve kurutularak tüketildiği gibi, gıda sanayinin tatlı, dondurma, marmelat, krema, muhallebi, kek, püre gibi alanlarında kullanılır. Bazı ülkelerde meyveler dondurularak, kurutularak, şişelenerek veya taze olarak pazarlamaktadır.
A vitamini ve karbonhidratlarca çok zengindir. Kalp-damar sistemi hastalıklarının tedavisinde şifalıdır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmekte, sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelmektedir. Aynı zamanda, günümüzde yaygın olarak görülen kanser hastalıklarından korunmada önemli bir yer tutmaktadır. Genel olarak Trabzon hurması zayıflığın giderilmesine, kansızlığa, vitamin eksikliğine, mide-bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. Bu meyve yenmeye devam edilirse ishali kesmekte, iştahı açmakta, mideyi kuvvetlendirmekte, safranın hararetini gidermekte, mide gastritini önlemekte, bağırsak iltihabını iyileştirmektedir. Trabzon hurmasının yaprakları kaynatılıp sık sık saçlar yıkanırsa saçlara iyi gelir ve sık sık yüzler yıkanırsa cildi güzelleştirmektedir. Yaprakları ise kaynatılarak elde edilecek su temizlik işlerinde kullanılırsa, deterjan gibi temiz yüzeyler ve eşyalar elde edilmektedir” diye konuştu.
Prof. Dr. Karadeniz, bugün 40′ın üzerindeki ilde ancak 750 bin adet Trabzon hurması ağacı bulunduğunu, bu ağaçlardan sadece 15 bin ton ürün alınabildiğini sözlerine ekledi.
Trabzon hurması aslında daha çok, kocayemiş, kara hurma, cennet hurması, amme adlarıyla bilinir. Bol miktarda, Protein, karbonhidratlar, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, C vitaminleri içerir.
*Peklik (kabızlık) giderici ve besleyici özelliklere sahiptir.
*İshal, iştahsızlık, gastrit, bağırsak iltihaplarının tedavisinde kullanılabilir.
* Kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.

ZEYTİN, ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
……………………………………….
Dikkat!, önemli hastalıkların tedavisi mutlaka uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir. Yanlış bitkisel ürün kullanımı çok ciddi sonuçlara sebep olabilir. Şifalı bitkilerle tedavi metodları ancak destekleyici tedavi olarak başvurulması gereken ve doktor kontrolünde uygulanması gereken yöntemlerdir. Sitemizdeki bitkisel ürünler ve tedavi yöntemleri hakkındaki bilgiler kullanıcılar tarafından gönderilen ve derleme yolu ile oluşturulan içeriklerdir. Bu bilgilerdeki olası hatalardan sitemiz sorumlu değildir. 

BİTKİLERİN TOPLANMASI VE KURUTULMASI:Yanlışlıkla zehirli bir bitki toplamamak için, toplanmadan önce, söz konusu bitkinin kesin olarak teşhis edilmesi gerekir! Örneğin maydanozgiller ailesine ait bitkilerin arasında zehirli türler de vardır. Bu yüzden, çok dikkatli olmak gerekir. Bitkiler hakkında verilen ayrıntılı bilgiler ve resimler bu konuda aydınlatıcı olacaktır. Bitkiler, hiçbir zaman, yağmurlu, sisli ve rutubetli havalarda toplanmamalıdır! toplama için en uygun saat ise, 10-16 arasıdır. Bu saate kadar güneş yükselmiş ve sabah kırağısı ile nemlenmiş olan bitkileri kurutmuş olacaktır. Yalnızca temiz ve lekesiz olan bitkiler kullanılmalıdır. Kurutulmak üzere toplanan bitkiler, kökler hariç, kesinlikle yıkanmamalıdır! Bitki toplanan yerlerin, çevre kirliliği etkisine girmemiş olması gerekir. Şifalı bitkiler, otoyol kıyılarındankesinlikle toplanmamalıdır. Bu bitkiler, motor egzostlarından çıkan dumanların içerdiği kurşunla kirlenmiş olduklarından, zehirli sayılmalıdır! Bitki toplanan bahçelerin, tarlaların, çayırların yakınında veya uzağında haşerata karşı ilaçlama yapılmamış olması gerekir, çünkü rüzgar o zehirli ilaçları çevreye taşıyabilir. 
Bitki yaprakları genç, ama tam gelişmiş olduklarında, çiçekler ise tam olarak açtıklarında, genç ve tazeyken toplanmalıdır. Toprağın üstündeki bitkinin tümü,çiçeklenme aşamasında, meyveler ise tam olgunlaştıklarında toplanır. Kökler, ancak gelişmelerini tamamladıklarında, genellikle ilkbaharda ve sonbaharda toplanmalıdır.Ağaç kabukları ilkbaharda, genç dallardan soyulmalıdır. Dallar bu mevsimde henüz kurumamış olduğu için, kabuklar daldan kolayca ayrılacaktır. 
Şifalı bitkilerin kurutulması, içerdikleri etkin maddelerin değişime uğramasını veya yok olmasını önler. Ayrıca, mantarların ve bakterilerin yaşam alanları da böylece kurutulmuş olur. Bitkilerin kurutulmasının, konserve etmek anlamında algılanılması gerekir ve toplamanın hemen ardından gerçekleştirilmelidir. Kurutma için en uygun ortam, havadar ve gölgeli bir yer olacaktır. Güneş altında kurutulmak istenen bitkiler, çiçek, yaprak ve meyvelerinde bulunan uçucu yağları yitirirler. En ideali, bitkilerin büyücek bir elek üstüne yayılarak veya demet halinde saplarından bağlanıp, yüksek bir yere asılarak kurutulmasıdır. Bitkilerin tam anlamıyla kurumasına çok dikkat edilmelidir. Kuruma aşaması sona erdiğinde, bitkiler ince ince kıyılarak, hava almayan kaplarda, kullanıma hazır biçimde saklanmalıdır. 
Bitkiler yapay ısıda da kurutulabilir, ama ısı derecesine dikkat etmek gerekir. Aromatik kokulu bitkilerin tümü, uçucu yağ içerdikleri için, ancak 35 dereceye kadar dayanabilirler. Öteki bitkilerin genelde 60 dereceye kadar dayanabildikleri söylenebilir. Ama, fermantasyon oluşmaması için, hava akımı yaratılması şarttır. Çok ince olmayan kökler, fırçalanarak iyice yıkandıktan sonra, havadar bir ortamda kurutulmalıdır. 
Bitki organları tam anlamıyla kuruduktan sonra, nem ve ışıktan korunacakları, hava almayan kaplara doldurulur. Saydam cam kaplar ışık geçireceği için, loş ortamda saklanmalıdır. Bitkilerin saklandığı kapların üstüne, toplama tarihi ve içerik hakkında bilgi veren etiketler yapıştırılmalıdır. Çünkü bitkiler, kuruyup ince kıyıldıktan sonra, birbirlerinden kolayca ayırt edilemezler. Bitkilerin saklanması için, teneke veya tahta kutular, renkli cam kavanozlar kullanılabillir.
Şifalı Bitkiler Toplama Kuralları :
Şifalı bitkileri doğadan kendisi toplamak isteyen kişinin, en azından temel botanik bilgilerine sahip olması gerekir. Bu bilgilere sahip olup olmadığını kişinin kendisi de saptayabilir. Bunun için kendine şu soruları sormalıdır :
- Aradığım bitkiyi doğada, hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak kesinlikle bulabilir miyim? 
- Bazı bitkilerin zehirli ikizleri olduğunu biliyor muyum? 
- Zehirli oldukları için ölüm tehlikesine yol açabilecek bitkilerle kendimi tedavi etmeye kalkışmamam gerektiğini biliyor muyum? 
- Hangi ortamlardan bitki toplayabileceğime, hangi çayırların, tarlaların, orman kıyılarının çevre kirliliğinden etkilenip etkilenmediğine karar verebilir miyim? 
- Etkin maddelerinin en yoğun olduğu zamanda toplayarak, bitkilerin şifalı gücünden en fazla yararı sağlayabilmek için, onları hangi mevsimde, ve günün hangi saatlerinde toplamam gerektiğini biliyor muyum? 
- Çay hazırlayabilmek için bitkinin hangi organının drog hazırlamaya elverişli olduğunu(çiçek, meyve, tohum, kök, kabuk veya bitkinin tümü) biliyor muyum?
Şifalı bitkileri toplama sırasında genel olarak özen gösterilmesi gereken konuların başında, doğayı koruma kavramı yer almalıdır. Bitkileri planlı bir biçimde toplayınız. Rastladığınız bir bitki kümesinin tümünü toplamayınız ki, bir sonraki mevsimde orada aynı bitkileri yine bulabilesiniz. Çiçeklerini, yapraklarını veya meyvelerini topladığınız ağaçları veya çalı türü bodur bitkileri hırpalamayınız, dallarını kırmayınız. Çayırlara, çimenliklere, çiğneyip ezmeden, dikkatle girin. İhtiyacınızdan fazla bitkiyi toplamamaya özen gösterin. Drog olarak kökünden yararlanılan bitkilerin soylarının kurutulmasına katkıda bulunabileceğinizi hiçbir zaman unutmayınız. 
Şifalı bitkileri kendisi toplamak isteyen kişi, bilgisizlik veya yanlışlıkla zehirli bitki kullanarak büyük bir sorumluluk altına girebileceğinin bilincinde olmalıdır. Bitki toplamaya yardım eden çocukların sürekli kontrol altında tutulmaları gerekir. Kesin olarak teşhis edemediğiniz bitkileri toplamayınız. Onları, eğer rastlayabilirseniz, güvenebileceğiniz bir şifalı bitki satıcısından, belki de kullanıma çok daha elverişli durumda satın alabilirsiniz!... 
Faydalanılan kaynaklar:
http://www.sifalibitkiler.us/archives/940
http://www.bitkiden.com/haberler.php?haberno=128
http://www.naturalsifamarket.com/category/11/sifali-bitkiler-ansiklopedisi.html
*************************************
Ayrıca ilgi duyan arkadaşlarımız için şifalı bitkiler, Ahmetler Köyü ve yaylası, ile ilgili albümler bulunan bir bağlantıyı da buraya ekliyorum.
https://picasaweb.google.com/117334603122699569910